27 Şubat 2026 Cuma

BİR KELİME = UHREVÎ




Uhrevî : (sıfat, din bilimi, Arapça) Öbür dünya ile ilgili, ahiret ile ilgili; maverai, dünyevi karşıtı.

"Ve ufkumuzu / Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk / Havayı dolduran uhrevî ahenk" - Ahmet Hamdi Tanpınar

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça uχrawī أُخْرَوِيّ‎ “öbür dünyaya veya ölümden sonrasına ilişkin” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça ˀχr kökünden gelen uχrā أُخْرَى “sonraki şey” sözcüğünün +ī ekiyle nisbet halidir. Arapça sözcük Arapça āχir آخِر “son, sonraki” sözcüğünün sıfatı dişilidir.

Benzer sözcükler : uhra, uhreviyat
(ahir sözcüğü de aynı kökten gelmektedir.)


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Sinan Paşa, Tazarru'nâme, 1482]
bād-ı nefesden maˁzūl ve mülāḥaẓa-i aḥvāl-i uχrevīyeye meşġūl olsa






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, internetten alıntıdır.




23 Şubat 2026 Pazartesi

BİR KELİME = VESİLE




Vesile : (Arapça) 1. (isim) ► Sebep.

"Arkadaşlar birer vesile ile dağıldılar ve beni Besim Bey'le yalnız bıraktılar." - Memduh Şevket Esendal

2. (isim) ► Fırsat.

"Biz, ancak her vesile ile bize yapılan yersiz hakaretlere, istihfaf ve tezyiflere layık olmadığımızı söylüyoruz." - Asaf Halet Çelebi

* * * * *

Birleşik Fiil veya Kalıp Söz olarak kullanımı :

Vesile aramak : Bir fırsatını kollamak.

"İkide birde içimizden birine çatmak için vesile arıyordu." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Vesile bulmak : Sebep yaratmak, bahane göstermek.

"Bir vesile bulup size takdim edilmek pek kolay bir iş oldu." - Hüseyin Cahit Yalçın

Vesile olmak : Uygun ortam oluşmak.

"Evinde bazen namaz kılar ancak bir vesile olursa camiye giderdi." - Abdülhak Şinasi Hisar

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça wsl kökünden gelen wasīla(t) وسيلة “aracı, araç, yöntem, fırsat” sözcüğünden alıntıdır.
Ek açıklama : Arapça sözcüğün basit fiil kökü mevcut değildir.

Benzer sözcükler : bilvesile
Bu kelimeyle ilintili olan kelimeler : tevessül


Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

Kıpçakça: [İrşadü'l-Mülûk ve's-Selâtîn, 1387]
Nebī öze öküş takı vesīle kılgay, anıŋ birle takı şefāˁat taleb kılgay






{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-




not: görsel, justjared.com' dan alıntıdır.




20 Şubat 2026 Cuma

BİR KELİME = MÜSVEDDE







Müsvedde : (Arapça) 1. (isim) ► Karalama.(*)

"Sende başka âşıkane müsvedde varsa bana ver." - Hüseyin Rahmi Gürpınar

2. (isim, mecaz) Bir şeyin kötü benzeri.

"Anne değil ki anne müsveddesi."

* * * * *

Birleşik Kelime olarak kullanımı :

Müsvedde defteri : (isim) ► Karalama defteri.

İnsan müsveddesi : (sıfat, mecaz) Bir insanda bulunması gerekli niteliklerden yoksun olan (kimse).

* * * * *

Kelime Kökeni :

Arapça swd kökünden gelen musawwada(t) مُسَوَّدة “karalama, taslak” sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça sawwada “karaladı” fiilinin mufaˁˁala(t) vezninde II. edilgen fiil sıfatıdır. Arapça fiil Arapça aswad أسود “kara” sözcüğünün II.d.r.

Benzer sözcükler : insan müsveddesi, müsvedde kağıdı

Tespit edilen en eski Türkçe kaynak ve diğer örnekler :

[Filippo Argenti, Regola del Parlare Turco, 1533]
museuedé [müsevede]: boza & originale di una scriptura [yazı taslağı]

[Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
nāmeleri müsevvede idüp bu efendimiz Defterdārzādeye verüp tashīh iderek



(*) (Karalama : El alıştırmak için çok tekrarlanarak yazılan yazı ya da üstünde düzeltmeler yapılan, temize çekilmemiş yazı taslağı; müsvedde.)


{ಠ,ಠ}
 |)__) 
-”-”-



not: Görsel, internetten alıntıdır.​